Trafikte saygı, yardımlaşma, tolerans, sabır, sorumluluk ve diğerkâmlık gibi temel insani değerler.
"Edep bir tac imiş Nur-u Hüda'dan
Giy ol tacı, emin ol her beladan..."
Trafik; yayaların, hayvanların ve araçların kara yolları üzerindeki hal ve hareketleridir. Diğer bir ifadeyle motorlu ve motorsuz taşıtlarla insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkidir. Bu ilişki kara, hava ve denizlerde belirlenen güzergâhlarda kendini göstermektedir.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde edep, "Toplum töresine uygun davranma" olarak açıklanmaktadır. Edep; "terbiye, utanma, usul, yol ve kaide" gibi anlamları ifade ettiği gibi, "davet, iyi tutum, incelik ve kibarlık, hayranlık ve takdir" manalarına da gelmektedir.
Edep; dinin gerekli gördüğü ve aklın güzel saydığı bütün söz ve davranışları kapsar. Adap kavram olarak ahlaki kavramdan daha geniş olup bu kavramı da içine alır.
Kısaca; adap; "toplumların davranış yöntemlerinin (töreler) temeli", edep de "bu yöntemlere (töre) uygun davranma" olarak özetlenebilir.
Trafikte adap, trafiğe çıkan herkesin uymak zorunda olmadığı ancak uyulduğunda trafiği ve trafik akışını en az trafik kuralı kadar düzene sokan ceza korkusu olmadan nezaketen uyulan hususlara denir.
Trafikte adap, trafik kültürünün oluşması ile hayata geçirilebilecek kurallardır. Trafikte adap güvenli seyahat etmenin yollarını bize açmaktadır. Trafikte karşılıklı sevgi, saygı, anlayış ve birbirimize tahammülü öğreterek anlaşmazlıkların birçoğunu çözmektedir.
"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram." anlamlarını ifade eder. Ayrıca saygı, "Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu."
"Her şey incelikten kırılır, insan ise kabalıktan kırılır."
Saygı ve bunun sonucu olan sevgi toplumun temel dayanaklarıdır. Kişiler birbirlerine ne oranda saygı gösterirlerse toplumun huzur ve düzeni o denli iyi olur. Saygı ve sevgi anlayışı ön plana çıkarıldığı zaman toplumda huzur ve barış sağlanır.
Günlük hayatımızda trafikte geçirdiğimiz zaman azımsanmayacak kadar fazladır. Bu yüzden trafikte insani değerlerimizi korumamız gerekir. Bu değerlerden birisi de insanların trafikte birbirlerine nazik ve saygılı olmasıdır.
Düşünceli Olmak Videosu
Araç kullanırken trafik kurallarına uymak insani bir görevdir. Çünkü trafikte yalnız değiliz. Bizimle birlikte birçok insan trafikte seyretmektedir. Bunlar yaya, yolcu ve sürücü olabilirler. Kurallara uymamak üzücü ve kötü sonuçlar doğurabilir.
Nezaket Videosu
Yardımlaşma, "birlikte çalışmak, tek başımıza yapamayacağımız şeyleri yeteneklerimizi ve enerjimizi başkalarıyla birleştirmek, başkalarının bilgi ve yeteneğinden faydalanmak" anlamlarına gelmektedir.
"Bir elin nesi var, iki elin sesi var."
İnsani meziyetlerimizi trafikte göstermek zorundayız. Çünkü trafikte bazen ufak yardımlaşmalar bile hayati önem arz edebilmektedir. Sürücülerin hatalarını uygun bir dille söylemek tamiri imkansız yanlışları da önleyebilir.
Araç sürmek riskli bir iş olup her an kaza yapma ihtimali bulunmaktadır. Kaza yapan insanlara yardım etmek ve onların sıkıntılarına ortak olmak insani bir duygu olup bu duygunun yaygınlaştırılması gerekmektedir.
Yardımlaşma Videosu
Trafik kurallarının uygulanması amacı ile sürücülerin birbirlerini uyarmaları trafiğin seyri açısından çok önemlidir. Ancak uyarı, kırıp dökmeden, birilerini incitmeden yapılmalıdır. İnsanlara hataları uygun ifadelerle söylendiği zaman o insan kırılma yerine aksine memnun kalacak ve hatasını düzeltecektir.
"Biz kimseye kin tutmayız ağyar dahi dosttur bize
Nerde ısızlık var ise mahalle vü şardır bize
Adımız miskindir düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız kamu âlem birdir bize
Yunus Emre"
Karşımızdaki insanın yaşayışına, fikirlerine ön yargısız bakarak bunları saygı ile karşılayıp anlayış göstermeye tolerans denir. İnsanları anlamak güler yüzlü olmak da toleransın başka bir ifadesidir.
"İnsanlığın kurtuluşunu sağlayacak en büyük erdem toleranstır."
H.Wilhelm Van Loon
Trafikte insanların birbirlerine tahammül ederek toleranslı davranması çok önemli olup bu davranışlar sayesinde hem stresten uzak bir sürüş gerçekleştirilmiş olur hem de muhtemel kaza ve tehlikelerin önüne geçilmiş olur.
"Başkalarının iyiliği için uğraşan bir kişi, kendi iyiliğini de garanti altına almıştır."
Confucius
Trafik güvenliğini tehlikeye düşüren kusurlar dikkat, nezaket ve toleransla ortadan kalkabilecektir. Ötekileştirmek her zaman kolay olup empati kurarak kazanmaya çalışmak bir erdemdir.
Anlayış Videosu
Sabır lügatte acıya, üzüntüye ve sıkıntıya katlanma, başa gelen bela ve musibetlere dayanma, nefsi kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışma gibi manalara gelir.
"Küçük olaylar karşısında sabırlı olmazsan, büyük planları gerçekleştiremezsin."
Çin Atasözü
Sabır bizim kültürümüzde değerli bir meziyettir. Günümüz dünyasında yaşadığımız olayların birçoğu bizim kontrolümüz dışında gelişmektedir. Trafik, hayatımızın bir parçası haline gelmiş bulunmaktadır. Trafikten kaçmak veya onu umursamamak mümkün olmadığı için trafikte yaşadığımız olumsuzlukları sabırla hafifletme imkanımız bulunmaktadır.
"Sabreden derviş muradına ermiş." atasözü sabırlı olan kişilerin başaracaklarını ortaya koymaktadır. Çünkü başarının sihirli anahtarı sabretmekten geçer. Sabır sayesinde insanlar kurtuluşa erebilirler.
"Sabrınızı hiçbir zaman kaybetmeyin çünkü kapıyı açabilmek için son anahtar 'O' dur."
Trafikte sabırsız ve aceleci davranmak ömür boyu vicdan azabı çekmemize sebep olabilir. Belki de hayatımızın sonlanması ile neticelenebilir. Bir dakikalık sabır ise telafisi güç olan felaketleri engellememizi sağlayabilir.
Emniyet Kemeri Videosu
Sorumluluk diğer bir ifadeyle mesuliyet, kişinin yükümlülüklerini bilmesi, kendine ve başkalarına karşı yerine getirmesi gerekenleri zamanında yerine getirmesi demektir. Sorumluluk, insanın özgürce yaptığı eylemlerin sonuçlarını üstlenmesidir.
Sorumlu davranmanın birçok kazanımını saymak mümkündür. Öncelikle insanın kendi sorumluluğunun bilincinde olması durumunda kendisi ve çevresi bu durumdan olumlu bir şekilde etkilenecektir.
Trafikte sorumlu davranmanız durumunda ise sayılamayacak kadar faydalar sağlamış olacağız. Öncelikle kişi rahat bir sürüş gerçekleştirmiş olur. Böylece kendisini ve diğer sürücüleri riske sokmaz, herhangi bir tehlikeye atmaz.
Trafikte yol kullanıcılarının birbirlerine karşı kaba ve saldırgan davranışları trafiği olumsuz etkilediği için bu tür tutum ve davranışlardan kaçınılmalı, bencil davranışlardan uzak durulmalıdır.
Normal hava ve yol koşullarında bir saat süren bir araba yolculuğunda yol çizgisi ve trafik levhalarının takibi, arkadan gelen trafiğin kontrolü, aracın kumanda kollarının ve pedallarının kullanımı sürücüyü zihnen ve bedenen yormaktadır.
Dışarıdan bakıldığında sürücülük, kolay ve sıradan bir iş gibi gözükmektedir. Bazı sürücüler araçta bulunanlarla hararetli konuşma ve tartışmalar yapar, müziğin sesini dışarıdan gelecek uyarıları duyamayacak şekilde sonuna kadar açar.
Vücuttaki alkol, üç aşamada metabolize edilir. Emilme aşaması, yayılma aşaması ve eliminasyon aşaması. Düşük miktarlarda alkol bile merkezi sinir sistemine etki yapar. Sürme kabiliyeti önemli ölçüde azalır.
Sorumluluk Videosu
Diğerkâmlık sözlük anlamı itibariyle "özgecilik" demektir. Yani başkalarının yararını da kendi yararımız kadar gözetebilmek, "önce ben" yerine "önce sen" veya "önce o" diyebilmektir.
Feragat, kelime anlamı itibariyle "Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme" demektir. Hukuki bir terim olarak bir kişinin tek taraflı beyanı ile meydana gelmiş ya da meydana gelebilecek bir hak ya da haklarından vazgeçmesidir.
Yukarıda da belirtildiği üzere diğerkâmlık başkasının iyiliğini kendinden daha önce düşünebilmek; feragat ise kendi hakkından vazgeçme demektir. Bu durumda bir başkası için kendi hakkından vazgeçme doğrudan diğerkâmlıkla ilişkilidir.
Feragat ve diğerkâmlık trafik ortamında yaşatıldığında hepimiz için daha yaşanılır bir ortamın oluşmasını sağlayacaktır. Böyle bir ortam hepimizin gerek fiziksel sağlığınızı gerek ruh sağlığımızı olumlu anlamda etkileyecek ve herkesin memnun olmasını sağlayacaktır.
İnsani değerlerin, akademik ve maddi değerlerden daha üstün olduğunun bilincine sahip olarak en büyük zenginlik olan ahlak güzelliğimizi beslemeli ve büyütmeliyiz.
Diğerkâmlık Videosu
Engelli bireyler trafikte hem yaya hem de araç sürücüsü olabilirler. Trafikte engelli bireylerin zorlanmamaları için kurallar ve kolaylıklar sağlanmıştır. Diğer yaya ve sürücülerinde bu kurallara uymaları ve engelli bireylere daha nezaketli davranmaları gerekmektedir.
Eğitim ailede başlar, trafik eğitimi de ailede başlar. Aileler çocuklarına öncelikle trafik kurallarını öğretmeli ve bu konuda çocuklara örnek olmalıdırlar.
"Bir çocuk için en güvenli yer annesinin kucağı olduğu doğru ama trafikte değil..."
Trafikte insan dışında diğer canlılar da bulunabilir. Özellikle kırsal kesimlerde yollarda hayvanlar olabilir. Sürücüler hayvan çıkabilir levhasını gördüklerinde hızlarını azaltarak varsa hayvanların yoldan geçmelerini beklemelidirler.
Engelli; doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yetilerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, normal yaşamın gereklerine uyamayan kişilerdir.
"Engellilerin engelini ortadan kaldırmak insanlık borcudur.
Unutmayınız ki engelinin yerinde siz de olabilirdiniz?"
"Unutulmamalıdır ki her sağlıklı birey bir engelli adayıdır."
Emaneti Koruma Videosu
İnsanların çektikleri sıkıntıların başında dilleri sebebiyle yaşadıkları gelmektedir. Çünkü yaşanan iyi veya kötü birçok şey dil yüzünden yaşanmaktadır. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır.
"Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır."
İletişim bir mesajın iki kaynak arasında karşılıklı iletilmesi olarak tanımlanabilir. Günlük yaşamın her anında birileri ile iletişim kurmaktayız.
Sözlü iletişim bir insanla karşılıklı olarak oluşturduğumuz, diyaloglar içeren bir iletişim şeklidir. Duygu ve düşüncelerimizi karşımızdaki kişiye kelimeler kullanarak iletiriz.
Sözsüz iletişimse adından da anlaşılacağı üzere kelimelerin kullanılmadığı bir iletişim biçimidir. Duygu ve düşüncelerimizi karşımızdaki kişiye jest ve mimiklerimizle iletiriz.
Sözlü iletişim kurarken de dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Sözlü iletişimde "ben dili" kullanmaya özen göstermek daha sağlıklı iletişim kurulmasını sağlayacaktır.
İnsanların birbirlerine tebessümle bakmaları insanlar arasındaki buzulları erittiği gibi yıkılmaz gönül köprüleri oluşturmaya da vesile olur. Tebessümün stresi yoğun olan trafik ortamında gösterilmesi ise sihirli bir değnek gibi trafiğin seyrinde ciddi ve olumlu kazanımlar sağlar.
İnsan derin bir zihinsel yapıya sahiptir. İnsanın zihinsel yapısı düşünce ve duygulardan oluşur. Duygusal yanımız her insanda ortak olan belli duyguları barındırmaktadır. Bu duygular yaratılıştan tüm insanlarda içgüdüsel olarak bulunur.
Öfkenin nasıl ortaya çıktığı konusunda yapılan araştırmalar, yaşantımızda ve hareketlerimizde başkaları tarafından yapılan kısıtlamaların bizde öfke duygusunu ortaya çıkardığını göstermektedir.
Öfkenin trafikte nasıl ortaya çıktığını incelediğimizde bazı davranış kalıpları ile karşılaşmaktayız. Hızlı araç kullanma, tehlikeli manevralar yapma veya diğer trafik kurallarını ihlal etme davranışları öfke duygusu ile birlikte ortaya çıkan davranışlardır.
Öfke uyandıran bir davranışla trafikte karşılaştığımızda gösterebileceğimiz tepkileri üç başlıkta toplayabiliriz. Öfkenin kaynağı olan durumu görmezden gelip öfkemizi bastırabiliriz.
Öfkemizi kontrol edebilmek için bizde öfke uyandıran davranışın sebebini anlayıp söz konusu davranışın kasıtlı olarak yapılıp yapılmadığı, sürekli bir davranış olup olmadığı, yapan kişinin bağlamı gibi hususlarda bir yargıda bulunarak sabretme davranışlarını sergileyebiliriz.
Öfke Yönetimi Videosu
Empati, kişinin karşısındaki bireyin duygularını anlaması ve davranışlarını buna göre düzenlemesi olarak tanımlanabilir. İnsanın olduğu her alanda kişiler arası ilişkilerden bahsetmek mümkündür.
"Sen yeter ki EMPATİ kurmak iste. Bir yolu bulunur elbette..."
Buraya kadar trafikte bizleri öfkelendiren bazı durumlara ilişkin örnekler verilmiştir. Bu noktada empati kavramının üzerinde durmak gerekmektedir. Diğer sürücü ve yayaların trafikte sergilemiş oldukları hatalar bizleri öfkelendirebilmekte, ancak benzer hataları kendimiz yaptığımızda bu hataları önemsenmeyecek davranışlar olarak görebilmekteyiz.
Sürücünün diğer sürücülerle veya yayalarla trafikte iletişim kurması trafiğin olmazsa olmazlarındandır. Burada iletişimin bütün kanallarını devreye sokarak iletişim kurmak trafiği inanılmaz rahatlatacaktır.
Trafikte yalnız olmadığımızı unutmamamız gerekir. Kara yolunu diğer insanlarla birlikte kullandığımızı, bir şekilde o insanlarla zaman zaman diyaloğa geçerek iletişim kurduğumuzu akılmızdan çıkarmamamız gerekir.
Empati Videosu
Trafikte davranışlarımızı etkileyen faktörler bir hayli olup bunların başında heyecan gelmektedir. Sürüş esnasında sürücü kişiliği bazen çok farklı bir yapıya bürünebilir. Bu esnada diğer trafik faktörlerinin de devreye girmesiyle heyecan daha da artabilmektedir. Bu heyecan duyguları genelde trafiğe çıktığımız zaman davranışlara olumsuz etki yapar ve doğrudan doğruya davranış atılganlıklarına yol açarlar. Heyecanlar ne kadar yoğun olursa sürücü de o kadar çok bununla baş etmeye çalışacaktır. Kimse tarafından tanınmamaktan ve kapalı bir araç içinde bulunmanın verdiği güçten dolayı sürüş davranışlarını olumsuz etkileyen önemsiz sebepler güçlü duyguların ortaya çıkmasını tetikleyebilir.
Trafikte bulunan birçok insan oldukça dar bir alanı birbirleriyle paylaşmak zorundadır. Trafikte iken aniden karşılaşılıyor ve birbirimizle anlaşmamız gereken durumlar ortaya çıkıyor. Heyecanlar, birbirimizle olan bu ilişkilerin niteliğine dair bize bilgi verir. Bu konuyu daha iyi açmak için heyecanları genel olarak dört gruba ayırabiliriz.
Otoyolda heyecansal davranış şekilleri çok sık görülmektedir. Birisi için sözde yavaş giden bir kimse, diğeri için ise araba sıkıştıran başka birisi olumsuz heyecanları tetikleyebilir. Kızgınlık ve stres trafikte birçok sürücü için riziko içeren sürüş davranışlarına yol açabilir.
Sonuç olarak aşırı derecede hızlı ve rizikolu sürüş şekli, intikam amacına yönelik heyecanlar özellikle problem oluşturmaktadır. Her kim kendisini aşağılanmış hissederse ve bunun hesabını sorma duygusu içerisine girerse büyük bir tehlike oluşturur. Halbuki sinirli veya zaman baskısı altında olmak, trafik kurallarını hiçe saymak için asla bahane olamaz.
Heyecanlar sık sık araç içerisindeki yolcular arasında da ortaya çıkmaktadır. Sürücü, araba içerisindekilerle ateşli bir şekilde tartıştığı için tehlikeli durumlara gelebilir. Ayrıca sürücü, yanındaki kişinin kendi sürücülüğüne dair beklentilerini de olumsuz yönde etkiler. Böylece örneğin yanınızda kendi arkadaşınızın olması yerine, annenizin olması durumunda zorunlu olarak davranış şekliniz başka türlü olacaktır.
Heyecansal duygular içerisinde boğuşurken direksiyona geçmek problem teşkil eder. Günlük yaşamdaki heyecansal ruh halimiz bir tehlike oluşturduğumuzun bilincine varmadan trafiğe akseder. Olumlu duygular içerisinde geçtiğimizde de sürüş davranışlarımız bundan etkilenebilir. Sevinç, mutluluk veya eğlence duygularına kapıldığımız zaman dikkatimiz dağılır.
Günlük yaşamda tamamen normal olan bu duygular, araba kullanırken çok çabuk hafifte almaya veya düşüncesizce hareket etmeye dönüşebilir.
Her kim, "iyi bir araba sürücüsü" olarak kalmak istiyorsa kendine özgü kızgınlığını kontrol edebilmeli ve hayal kırıklıklarını hoş görebilmelidir.
Saygı, arkadaşlığa dayalı davranış şekli ve soğukkanlılık aynı şekilde bu kapsam içerisine girmektedir. Sorumluluk duygusuna sahip bir sürücü sadece arabayı kullanmayı öğrenmiş olmayıp aynı zamanda kendisine de hakim olmayı öğrenmelidir. Kendisini olaylara kaptırmayıp duygularına göre hareket etmeyi bilmelidir.
Soğukkanlı bir görüş açısına sahip olunduğunda tüm kozlar elinizde olmuş olur. Her kim heyecansal bir durumda hemen köpürürse bir daha sakinleşmesi zor olur.
Heyecanlarınız üzerinde kontrol hakimiyeti sağlayabilmeniz her zaman kolay olmaz fakat bunun öğrenilmesi mümkündür. Burada atılması gereken ilk adım kendinizi tanımanızdır.
İnsan kendi zihniyeti, ön yargıları, güdü veya duyguları ve bunların trafikteki davranışlarına karşı olan etkileri hakkında çoğunlukla bilinçli değildir. İnsanın kendi zihniyetinin sadece, hangi zihniyete sahip olduğu konusunda bilinçli olduğu zaman değişmesi mümkün olur.
Bir sonraki adım ise kendini başkalarının yerine koyabilme, başkalarının davranışlarını mantıklı olarak sorgulayabilme ve onları anlamaya çalışabilme yeteneğinin olmasıdır. Dünyayı başkalarının gözüyle görebilmeye çalışıldığında onların davranışları için aşağıdaki sebepleri düşünebiliriz.
"Muhtemelen yol hakkı olan bir durumu yanlış mı tahmin etti?"
"Muhtemelen kötü bir şey yaşadı ve bu yüzden gerilim altında mı?"
"Muhtemelen şahsen benimle ilgili değildir."
Heyecan ortamının iyi bir şey olmadığını bilmek ve bunun için sakin kalmak, başkalarının olası hatalı davranışlarını hoşgörü ile karşılayabilmek ve tüm bunları şahsınıza özel bir saldırı olarak görmemek daha iyi bir düşünce tarzıdır.
İçinizde heyecan fırtınaları koparsa, araba kullanmayı güvenli yapan kendi veya başkalarının sürme davranışlarını rasyonel objektif şekilde değerlendirebilmek mümkün olmaz. Burada rasyonel duygulara dayanan noktayı tespit edebilmek önem kazanmaktadır. Bu durumda örneğin düşüncelerinizi bilinçli durdurmanız sinirlerinizi frenleyebilir. Örneğin çıkılan son tatilin, kişisel ilgi veya hobiler gibi huzur verici olayların düşünülmesine yardımcı olmaktadır.
Kendinize hakim olabilmeniz konusunda genel olarak geçerli olan bir formül yoktur. Birine yardımcı olmaya yönelik bir fikir başka bir kişiye uygulaması zor olarak görünebilir.
Kim bir tehlikeyi, tehlike olarak algılarsa ancak o zaman dikkatli davranabilir. İnsan kendisinin yanılgıya düşebileceğini hissederse o zaman başka insanlarında hatalı davranabileceğini tahmin edebilir. Bunun için tehlike bilinci yanında dikkatte gereklidir. Yani önünü görebilecek şekilde aracı sürmesi gerekmektedir.
Önünü görebilme, aktif bir şekilde trafikte olanları gözleyebilmenin yanı sıra kendi aracını da gözlem altında tutabilmektir. Tabi ki bu oldukça yorucudur. Hedef, gerçek bir tehlikeye düşmeden tehlike kaynaklarını öngörebilmektir.
Burada geçerli olan kural: Görüşünüz ne kadar sık ve kısa olursa, toplanabilecek olan bilgilerin sayısı o kadar çok olur.
Örneğin önünde yabancı plakaya sahip bir aracı zamanında gören kişi artık yolu sormak için beklenmedik frenleme, durma veya geç sinyal verme nedeniyle şaşırmayacaktır.
Trafikte bulunan diğer kişilere karşı saygılı olmak her zaman kolay değildir. Ancak trafiğin düzgün seyri açısından kaçınılmaz bir davranıştır. Bu yüzden trafiğe çıkmadan önce kendini bu davranışlara motive etmelidir. Kişi savunma pozisyonu içerisinde araba kullanırsa, haklı olduğuna dair ısrar etmezse, başkalarının menfaatlerine saygı gösterirse, onların problemlerini ve olası hatalı davranışlarını anlayabilirse onlara yardımcı olur.
Kara yolları trafiğinde başkaları zarar görmeyecek şekilde davranılmalıdır. Bunun için de dikkatli bir sürüş gerçekleştirerek tehlike oluşturacak hareketlerden uzak durmak gerekmektedir. Sonuçta zarar vereceğimiz kişi veya kişilerinde bizim gibi trafikte hakları olduğunu düşünmek gerekir. Muhtemel mağduriyetlere yol açacak davranışlardan uzak kalmamız sonuçta kendi menfaatinizi de sağlayacaktır. Önemli olan trafiği tehlikeye sokacak davranışlardan uzak kalmaktır. Suçun kimde olduğu sorusu ikinci plandadır.
Tehlike, kolayca bir zarara yol açabilen davranış tarzları veya korktuğumuzda ortaya çıkan davranış tarzları gibi hususlardır. Tehlikeye sokma durumuna en yakın davranış şekillerine aşağıdaki hususlar örnek verilebilir:
Kara yolları trafiğinde kaçınılması mümkün olmayan bir çok engel bulunmaktadır. Örneğin; lastik patlaması, aniden ortaya çıkan bir teknik arıza gibi. Ancak kaçınılması mümkün engeller cezaya tabidir. Bunlar arasında birçok şeyi sayabiliriz:
Rahatsız etme, trafikte diğer sürücülere bedensel veya ruhsal olarak sıkıntı verme demektir. Trafikte birçok konuda rahatsız etme durumu söz konusu olabilir. Örneğin; tehlike esnasında korna çalınması gibi. Fakat kaçınılması mümkün olan rahatsız etmelerde bulunmaktadır. Örneğin:
Kara yolları trafiğinde güven prensibine dayalı kurallar bulunmaktadır. Bu bağlamda, trafik kurallarına uygun davranan sürücülerin trafik kurallarına uygun davranmayan bazı kişilerin de olabileceğini hesaplaması ve bunu göz önünde bulundurması gerekir.
Güven prensibi, trafikte uygun davranmayan birisinin olduğu zaman geçerliliğini kaybetmiş olur. Güven prensibi aynı şekilde trafikte zayıf olan kişilere karşı da geçerli olmaz. Bu kişiler arasına çocuklar, hasta olduğu açık şekilde belli olan kişiler, engelliler ve yaşlı insanlar girmektedir. Bu kişiler olduğu zaman hatalı bir davranış şeklinin olabileceği hesaplanmalıdır.
Akan trafikte kendi yolundan çıkmış bir tırın hızla size doğru geldiğini gördüğünüz zaman olabilecek en hızlı şekilde aracınıza çarpması muhtemel olan turdan kaçmaya çalışırsınız.
Yine akan trafikte hızla yol alıyorsunuz ve beklemediğiniz bir anda karşınıza bir yayanın çıktığını gördüğünüzde yayaya çarpmamak için frenler ya da direksiyonu farklı bir yöne doğru çevirirsiniz.
Yukarıda verilen örneklerin ortak bir yanı bulunmaktadır. Her ikisinde de güvenlik en temel ihtiyaçtır. Birinci örnekte sürücü kendi güvenliğini sağlamak için bir davranış sergilerken, ikinci örnekte sürücü bir başkasının güvenliğini sağlamaya çalışmaktadır. Ancak her iki örnekte de sürücünün bu güvenlik arayışına sebep olan en temel etmen strestir.
Stresi en genel haliyle bireylerin kendilerine ilişkin bir tehdit algıladıklarında verdikleri tepkiler olarak tanımlayabiliriz. Aslında stres, varlığımızın devamını sağlamaya yardımcı olan ve insanoğlunun varlığından bu yana taşıdığımız ilkel bir duygudur. 50.000 yıl önce ilkel insanlar mağaralarında vahşi bir hayvan gördüklerinde nasıl tepki veriyorsa bugün günlük hayatımızda yaşadığımız stresli bir durumda bedenimiz aynı tepkiyi verir. Peki bedenimizin vereceği bu tepkiler nelerdir?
Stresin herkeste yarattığı tepkiler birbirinden farklı olacağı gibi her olayın her insanda aynı ölçüde stres yaratmayacağı bilinen bir gerçektir. İnsanların stres yaşamalarına neden olan durumlar travmatik olaylardan (bir yakının ölümü, doğal afetler vb.) trafik sıkışıklığına uzanan bir doğrultuda incelenebilir. Burada önemli olan bir olay ya da durumun insanlar tarafından nasıl algılandığıdır.
Birincil değerlendirme: Durum kişiyle alakalı ve tehdit unsuru olarak algılandı
İkincil değerlendirme: Baş etme kaynakları yetersiz ya da tükenecek gibi
Sonuç: STRES
Birincil değerlendirme: Durum alakasız veya tehlikesiz olarak algılandı
İkincil değerlendirme: Baş etme kaynakları yeterli görülüyor
Sonuç: STRES YOK
Yukarıda sayılan örneklere vereceğimiz cevap muhtemelen kızgınlık, öfke, gerilim ve stres olacaktır. Yukarıdaki örneklerle de birlikte, sürücü stresi sürücülerin uzun yol ya da günlük araç kullanımı esnasında trafikte karşılaştıkları olumsuz olaylara karşı göstermiş oldukları bilişsel, duygusal ve fizyolojik tepkilerle görülmektedir. Stres yaşayan sürücülerin kaygıları artar, kalp atışları hızlanır ve saldırganca tutumlar sergileyebilirler. Araç sayısının gün geçtikçe artması ve halihazırdaki kara yollarının artan araç sayısına yetmemesinden kaynaklı olarak trafikte yaşanan kargaşa ve stres artmaktadır.
Sürücüler iki kaynaktan dolayı stres yaşayabilirler:
(Doğrudan sürücüyle alakalı)
(Doğrudan trafiğin kendisiyle alakalı)
Önemli Bilgi: Yanda verilen kaynaklardan dolayı yoğun stres yaşayan sürücülerin böyle olmayan sürücülere göre beş kat daha fazla ölümcül kazaya neden olma ihtimallerinin olduğunu biliyor muydunuz?
Her ne kadar stres kaynakları kişiden kişiye göre değişmekte ise de sürekli olarak yüksek ses, gürültü, kalabalık, aşırı sıcak ve çevre kirliliğinin hakim olduğu ortamlarda bulunan kişilerin stresin olumsuz etkilerini yaşama ihtimalleri yüksek olmaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi sürücü stresinin en tehlikeli etkilerinden birisi sürücü saldırganlığıdır. Bu stresi yoğun olarak yaşayan sürücülerin dalgın olmaları, trafik güvenliğini aksatacak hatalar yapmaları ya da kuralları ihlal etmeleri kaçınılmazdır. Bu nedenle her sürücü adayının ve sürücünün trafik güvenliğini sağlamak için stresin yıkıcı etkileriyle başa çıkmayı öğrenmeleri büyük önem taşımaktadır.
Stres her zaman yıkıcı duyguları beraberinde getirmez aksine bireyi başarı için güdüleyebilme özelliğine de sahiptir. Bu nedenle önemli olan yaşadığımız stresi yönetebilme ve bu stresle başa çıkma becerilerini kazanmaktır.
Stresle etkili bir şekilde başa çıkmak için öncelikle doğru bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. Şöyle ki; bazen tehlike olarak algılanan durum tehlikeli değildir, bazen de durum kişi için tehdit edicidir ancak çözüm yoktur. Bu nedenle gerçekçi kaygılar ile gerçekçi olmayanları ayırmakta yarar vardır.
Kaygı İstatistikleri: Kaygıların %40'ının hiçbir zaman gerçekleşmezken, %30'unun herkesi memnun etmekle, %10'unun sağlıkla ilgili olduğunu, %12'sinin çözümsüz ve ancak %8'inin işe yarayabilir olduğunu biliyor muydunuz?
Trafikte yaşanan stresin hem psikolojik hem de fiziksel sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olabildiği için, trafik ortamında stresle başa çıkma konusunda aşağıdaki önerilere uyulmasında fayda vardır:
Unutmayın; trafikte hem stres yaşayan hem de stres yaşatan kişi olabilirsiniz.
Dikkatsiz Araç Kullanma Videosu
"İnsanların hayatlarını devam ettirebilmeleri ve toplumun düzenini sağlamaları amacıyla faydalandıkları her şeydir. Kişiye kanunların ve geleneklerin tanımış olduğu çeşitli yetki, özgürlük ve olanaklardır."
Diğer bir ifadeyle; "Hukuk tarafından tanınan ve korunmasını isteme hususunda ferdin yetkili sayıldığı menfaattir." Haklar; insanların rahat yaşamalarını sağlayan, birbirlerine saygılı ve birbirinin hukukunu koruyan sınırları çizilmiş, herkesin uyması durumunda toplumun düzenini temin eden kurallar manzumesidir. Genel anlamda haklar; kişisel, sosyal, ekonomik ve siyasal haklar olarak sınıflandırılabilir.
Hak ihlali, herkese kanunlarla belirlenen bazı hakları engelleme, hak kısıtlaması ve haklara ulaşılamaması olarak tanımlanabilir. Trafikte meydana gelen hak ihlalleri de bu çerçevede başkalarının haklarının engellenmesi veya kısıtlanması olarak tanımlanabilir. Trafikte meydana gelen hak ihlalleri genel olarak aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir.
Günlük yaşamımızda olduğu gibi trafikte de diğer insanlara zarar vermeme ve kimsenin hakkını yememe hususlarını göz önünde bulundururuz. Devletler bu hususları düzenleyebilmek için trafik kuralları ve bu kurallara uymamanın yaptırımlarını düzenlemektedir.
Trafik kuralları ile birey olarak bizlerin ve diğer insanların hakları ve yükümlülükleri belirlenmektedir. İşte bu belirlenen kurallara uyulmadığında yayalar, sürücüler ve bisikletliler diğer insanların haklarını ihlal etmiş olurlar. Bu nedenle trafikte düzenin sağlanması trafikte bulunan diğer insanların hakkını gasp etmemek için trafik kurallarına uyulmalıdır. Diğer bir deyişle trafik kuralları bireyleri hem kendisine hem de başkalarına karşı korumaktadır.
Dinimizde de tehlike oluşturmak günah, tehlikeyi savuşturmak sorumluluktur anlayışı benimsenmektedir. "Kim bir canı kasten öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur." İlahi fermanı doğrultusunda insanlara karşı görevlerimizi yerine getirerek gerek trafikte gerekse diğer zamanlarda kimseye zarar vermememiz gerekir.
Geçiş üstünlüğü olan araçlara yol vermek bir trafik kuralı olup uyulmaması durumunda cezai müeyyide gerektirir. Yol verilen geçiş üstünlüğüne sahip aracın geçtikten sonra arkasına takılarak yola devam etme uyanıklığı bir hak ihlali olup trafik adabı kazanmamış kimselerin yapabilecekleri bir davranıştır.
Ambulansa Yol Verme Videosu
Engelli bireyler için kaldırımlara yapılmış sarı bantların üzerine araç park etmek, bisiklet veya diğer araçlarla o bantların üzerinde bulunmak engelli bireylerin haklarını ihlal ederek onları trafikte olumsuz etkileyebilir.
Yağmurlu havada hızlı bir şekilde ana caddelerden geçerek yayaların ıslatılması yayaların haklarının ihlal edilmesidir.
Trafikteki hak ihlallerinin yalnızca bireylere değil topluma karşı da önemli etkileri görülmektedir. Hak ihlalleri sonucunda oluşan kazaların can ve mal kayıplarının yanı sıra yaralanmalar ve bunların psikolojik etkileri de göz önünde bulundurulduğunda toplumsal açıdan da çok çeşitli etkileri görülmektedir. Ölümlü kazalar sonucunda ailelerin yok olması, geride kalan bireylerin psikolojik olarak gördükleri zararlar ve bu psikolojik etkiler dolayısıyla özellikle gençlerde meydana gelen zararlı alışkanlıklar toplumun dinamiklerinin bozulması ve yaşam kalitesinin düşmesine sebep olmaktadır. Günümüz toplumlarında özellikle trafikteki hak ihlallerinin psikolojik etkilerinin toplumsal yansımalarında önemli ölçüde artışlar yaşanmaktadır. Bu nedenle trafikteki hak ihlallerinin sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da önemli etkilere sahip olduğu unutulmamalıdır.
Trafikteki bir diğer önemli hak ihlali insanlar dışındaki diğer canlılar üzerinde gözlemlenmektedir. Trafikte insanlar dışında birçok canlı ile muhatap olmak zorunda kalınabilir. Özellikle hayvanlara karşı trafikteki sürücü tutum ve davranışları çok büyük önem arz etmektedir.
Trafikte seyir halinde iken karşımıza herhangi bir hayvanın çıkması veya araçla geçtiğimiz yollarda hayvanların veya diğer canlıların yuva ve benzeri barınaklarının bulunması, kanadından yaralanan bir kuşa trafikte dikkat edilmesi gibi birçok örnekte olduğu gibi günlük yaşamda birçok vaka ile karşılaşılabilmektedir. Diğer canlıların da insanlar gibi haklarının olduğu ve insanların o canlıların özellikle yaşam haklarına saygı göstererek davranışlarına yön vermeleri dünya ekosisteminin daha sürdürülebilir ve daha yaşanabilir olmasını sağlayacaktır.
Yaşama hakkı en kutsal değerlerden birisidir. Haliyle diğer canlıların da yaşama hakkını elinden almak hiç kimseye verilmiş bir hak değildir. Bırakın onun hayat hakkını elinden almak onu yaşatmak için bütün imkanların seferber edilmesi gerekir. Ecdadımız geçmişte kuş evleri ve hayvan barınakları yaparak ve onların ihtiyaçlarını buralarda gidererek güzel örnekler vermişlerdir.
Trafikte kamu hakkı denildiğinde trafik ihlalleri sonucunda ülkenin tamamının uğradığı hak kayıpları akla gelmektedir. Özellikle trafikteki kamu hakkı ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde trafik kazalarının ekonomik boyutları maddi kayıplar ile ilgilidir. 2016 yılında trafik kazalarındaki ekonomik kayıp 30 milyar TL olduğu düşünülürse maddi kaybın büyüklüğü daha iyi tahayyül edilebilir. Burada çöpe atılan bu ekonomik kaybın yatırıma dönüşmesi ile ülkedeki işsizlik oranı büyük ölçüde azalacak, ülkenin gelişmişlik seviyesi yükselecek ve insanlar müreffeh bir şekilde yaşama imkanını elde edeceklerdir. Ayrıca trafik kazaları sonucunda sosyal güvenlik harcamaları artmakta üretim ve refah kayıpları meydana gelmekte ve büyük çerçevede ülke gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir.
Sosyal ve psikolojik boyutlarında ise daha çok manevi unsurlar ön plana çıkmaktadır. Bu çerçevede trafik kazalarının insan kayıpları, yaralanmalar, engelli nüfus artışı ve toplumsal alandaki psikolojik etkileri önemli konular olarak karşımıza çıkmaktadır.
İçinde bulunduğumuz çağda doğa ve çevre ile ilişkiler daha da önem kazanmaktadır. Bu kapsamda insanların doğa ve çevre ile ilişkileri de trafik açısından ele alınması gereken bir diğer önemli husustur. İnsanoğlunun faaliyetleri sonucunda doğa ve çevreye karşı birçok olumsuz etkiler ortaya çıkabilmektedir.
Trafik özelinde ele alındığında trafikte özel araç kullanımı artışının enerji tüketimi, hava kirliliği ve gürültü kirliliği gibi birçok olumsuz etkileri olduğu gözlemlenmektedir. Örneğin; trafikte meydana gelen kazalar nedeniyle çevremiz kirlenmekte, ekolojik denge bozulabilmekte, insanlar ve diğer canlılar için hayati öneme sahip havanın kalitesi düşmekte, kara yollarına atılan atıklar yüzünden çevre kirlenmekte, ayrıca önemli ölçüde gürültü kirliliği meydana gelebilmektedir. Her gün daha da bozulan çevremiz beraberinde bir çok hastalıkları da beraberinde getirmektedir. Bu yüzden doğayı bozacak her türlü davranışı terk etmemiz gerekir. Çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılmalı ve onlara katkı verilmelidir.
Trafikteki hak ihlallerinin bir tanesi de birey haklarına verilen zararlardır. Birey hakları denildiğinde hiç şüphesiz akla ilk gelen hak yaşam hakkıdır. Yaşam hakkı kişinin fiziksel varlığını devam ettirebilmesinin güvencesini oluşturan insan hakkıdır. Söz konusu hak tüm dünyada anayasalarla güvence altına alınmış ve kişinin kendisinden de koruma sağlamaktadır. Yani trafik açısından ele alındığında sürücülerin hem kendilerini hem de başkalarının yaşama haklarını tehlikeye atacak davranışlardan uzak durması gerekmektedir. Yaşam hakkı tüm dünyada diğer tüm hakların öncülü olarak ele alınmaktadır. Çünkü yaşam hakkı olmadığında diğer haklar etkisiz kalacaktır. İşte trafikte birey haklarına verilen en önemli zarar bireyin yaşam hakkının elinden alınmasıdır.
Birey hakkını korurken kişinin kendi yaşam hakkını da korumak zorunda olduğunu, hayatının kendisine verilen bir emanet olduğunu unutmaması gerekir. "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız" ölçüsü bunu en veciz şekilde anlatmaktadır. Öyleyse trafikte önce kendi güvenliğimizi garanti altına almamız, daha sonrada diğerlerinin güvenliği ile ilgili gerekli tedbirleri almamız gerekir.
Hak İhlali Videosu
Kara yollarında seyreden motorlu araçlar çevre kirliliğini tetikleyen nedenlerden biridir. Araçların trafikte çıkardıkları gürültü, egzoz dumanı, yağ ve yakıt sızıntısı çevreyi kirletici bir faktördür. Arabada çevreyi rahatsız edecek şekilde yüksek sesle müzik dinlemekte başka bir çevre kirliliğidir. Her gün onlarca yeni aracın trafiğe girmesi ile yukarıdaki olumsuzluklar daha da artmakta ve günümüzün önemli trafik sorunlarından biri haline gelmektedir. Bu olumsuzlukları aza indirebilmek için yeni teknolojilerin kullanılması, daha sessiz araçların kullanımının yaygınlaştırılması ve mevcut araçların gürültü engelleyici ekipmanlara sahip olması gerekir. Araçların periyodik bakımlarının yaptırılması, aşırı yakıt tüketimine yol açacak arızaların vakit geçirmeden giderilmesi ile hava kirliliği önlenebilir. Ayrıca toplu taşımacılık geliştirilerek teşvik edilmeli, araçlardan kara yolunu kirletecek çöp vb. şeyler dışarıya hiçbir şekilde atılmamalıdır.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde kültür, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür. Diğer bir anlatımla bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü olarak tanımlanmaktadır.
Trafik kültürü de kültür tanımından hareketle içinde bulunulan toplum tarafından benimsenen ve o kültüre uygun davranıldığında desteklenen ancak o kültüre aksi davranışlar sergilendiğinde hoş karşılanmayan ve yaptırım uygulanan kurallar bütünü olarak ifade edilebilir.
Bilinçli, sorumluluk sahibi sürücü ve yayaların yetiştirilmesi ancak eğitim ile gerçekleşebilir. Bir başka deyişle kültür ortak normlar çerçevesinde oluşturulduğundan trafik kültürü oluşturmak da eğitim ile mümkün olabilir. Trafik kültürü alınan eğitimler ile bu eğitimlere uygun tutum ve davranış geliştirilmesi ve söz konusu olumlu tutum ve davranışların süreklilik kazanması halinde mümkün kılınabilir.
Ülkemiz trafik kazalarının en fazla görüldüğü ülkeler arasında yer almaktadır. Kazaların önüne geçebilmek ve güvenli bir sürüş deneyimi ise trafik kurallarına uymaktan geçmektedir. Özellikle emniyet kemeri takmak, alkollü iken araç kullanmamak, sinyal vermeden dönüş yapmamak, aşırı hız yapmamak, hatalı sollama yapmamak, seyir esnasında cep telefonu ile konuşmamak öndeki araç ile takip mesafesi korumak ve sürücülerin yayalara karşı nazik davranarak onların haklarına riayet etmeleri gibi temel trafik bilincine sahip sürücüler yetiştirip bu tutum ve davranışları sürekli kıldığımızda toplumsal olarak ortak bir trafik kültürüne sahip olup hepimizin sürücü veya yaya olarak içinde bulunduğumuz trafikten gelebilecek olumsuz sonuçları da minimuma indirebiliriz.
Ülkemizin en büyük problemlerinden biri trafik kültürü eksikliğidir. Trafik kültürünün oluşmamış olması trafik kazalarında aşırı can kayıpları, yok olan maddi değerler, ulaşım araçlarının doğaya verdiği zararlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Problemin temelinde trafik kurallarına uymakta gösterilen isteksizlik yatmaktadır. Kuralların varlığının nedeni konusundaki bilinç eksikliği, trafik probleminin ana nedeni olarak ortaya çıkmaktadır. Trafikte teknik ve fiziki altyapının iyileştirilmesi, denetimin olması, yasaların işlerliğinin ve bu konuyla ilgili kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması, bütün bunlardan daha da önemlisi toplumda yer alan bütün fertlerin bilinçlenmesi, trafik içinde yer alan sürücü, yaya ve yolcuların yeterli eğitimle donatılmasıyla trafik kazalarında önemli ölçüde azalma sağlanabilir.
Trafikte güvenli bir şekilde seyahat etmek, kişilerin can ve mal kayıplarını önlemek amacıyla trafik kuralları konulmuştur. Trafik kurallarına uymayanlar çeşitli trafik cezalarına (trafik cezası, trafikten men, hapis cezası) maruz kalmışlar; ancak tüm bu yasal yaptırımlarla da trafikte karşılaşılan problemleri çözmek mümkün olmamıştır. Trafik kurallarına uymayanlara yasalarla belirlenen cezaları vermek trafik kazalarını azaltmaya yetmemektir.
Toplumda yazılı olan kuralların yanı sıra yazılı olmayan kurallar da vardır. Trafik kazalarının en aza indirilebilmesi için yazılı olmayan bu kuralların, kişilerin trafiğe çıktığı zaman devreye girmesi ve sürücülerde yaşam şekline dönüşmesi gerekmektedir. Kısacası trafik kültürünün oluşturulup yerleştirilmesi trafikte karşılaşılan problemlerin çözümünde en etkili yollardan biridir.
Trafik Adabı ve Kuralları Videosu
İnsan davranışlarını tepkisel olarak incelemeye ve değerlendirmeye olanak yoktur. İnsanın trafikte yaşadığı süreçleri refleks işlemleri ile de tam olarak açıklayamayız. Tam bir kanaate varabilmek için insanın verdiği tepki organizmasının özelliklerinin incelenmesi gerekir. Bu organizmanın kalıtsal ve yapısal özellikleri çok önemlidir.
Örneğin, sürücüler araçlarını kullanırken hareket duyuları tarafından az uyarıldıklarından, zihnin uyarılması da eksik olmakta olup hız yapabilmektedirler. Bu durum yorgunlukla birlikte, reflekslerin yavaşlamasına sebep olup hafif hız sarhoşluğunu ortaya çıkartımaktadır. Bu ortamda içgüdüsel kuvvetler artarak duygulara hâkim olabilmektedir. Bu durum kişiliği gelişmemiş sürücülerde içgüdülerin yanlış tetiklenmesine sebep olabilmektedir.
Aracın kapısını açıp da sürücü koltuğuna oturup, araçtan dışarıya bakıldığında, sanki dış dünya çok daha farklı, çekici ve güzel görünmektedir. Aracı hareket ettirebilmek, istediğin hızda sürmek, onu kontrol edebilmek, trafikte diğer araçlarla birlikte gidiyor olmak sürücüde ayrı bir hazım oluşmasına neden olmaktadır. Yani bir teknolojik ürün olan aracı istediği gibi özgürce sürebilmek, onun gücünü ve hızını kendi gücü gibi görmek, araca olan yapay sevgiyi oluşturmaktadır.
İnsan, çocukluk yıllarından itibaren kendi ailesinde ya da çevresinde gördüğü araçlarla ilgilenir. İlk çocukluk oyuncağı genelde arabadır. Bu çocukluk hayalleri o andan itibaren alt benliğe yerleşmektedir. İnsan, araç kullanırken çok çeşitli zevkler alır, heyecan ve korkuyu aynı anda yaşar. Kendi iç dünyasındaki bütün kişilik özellikleri araç kullanırken ortaya çıkarır. Araç kullanma insan kişiliğini ortaya çıkaran en önemli etkenlerden biridir. İnsan, aracıyla yalnız kaldığında kendi iç dünyasında yaşamak istediği bütün duyguları uygulamaya geçirmek ister. Örneğin; insanın kendisine zarar veren sigara ve içkisini bırakmadığı gibi belki çok daha fazla zarar gördüğü aracını kullanma alışkanlığını da bırakamaz duruma gelebilir. Kişi araç ile hızlı yaşantısında, varlığını sürdürebilmek için bedenini korumak zorunda kaldığında, kendi doğasına ters geise de beyni otomatik olarak bu duruma uygun bir refleks geliştirebilir. Beynin bu ortamda, irade dışı hızlı işlevler yapmaya yönelmiş olması bütün bedene yayılmakta ve insanı robotlaştırmaktadır.
Araç kullanım kültürü, diğer sürücülerden etkilenme ve onları etkileme üzerine bir modelleme çalışmasında; salgın modeli (sürüş davranışlarının öğrenilerek önlenemez şekilde yayılımı), bağışıklık modeli (öğrenilen ve kötü sonuçlar doğuran sürüş davranışına direnç gelişimi), ekonomi modeli (bireysel olarak yapılan tüm sürüş davranışlarının tüm trafiği etkilemesi), sürekli değişim içindeki düşünceler modeli, yenilenme ve kabul görme modeli gibi modellemeler tanımlanmıştır.
Bazı araştırmacılar için tutum saldırganlık, risk alma, alkollü araç kullanma, hız yapma gibi geniş bir yelpazede değerlendirilirken, bazıları ise genel yapının daha küçük bir parçası olarak görmektedirler. Tutum-davranış ilişkisi çoğunlukla "beklenti-değer" modeline dayandırılmaktadır. Ayrıca trafikte davranışları anlamak ve değerlendirmek için "akılcı davranış kuramı" (bireyin öznel normlarıyla belirlenen tutumların altında yatan niyeti ve bilinçli sosyal davranışı ele alır) ve "planlı davranış kuramı" (algılanan davranışsal kontrol kavramına atıfta bulunur) hala kullanılmaktadır.
Sonuç olarak; sürücülerin birbirlerini etkilemesi trafikte yaşanan en büyük sorunlardandır. Bu anlamda bir sürücünün trafikte seyreden bir sürücüden etkilenmemesi mümkün değildir. Sürücülerin diğer sürücülerden etkilenmemesi yönünde gerekli eğitim ve uyarıların yapılması gerekmektedir.
Geçmişten günümüze süregelen "Trafik Psikolojisi" ile ilgili araştırmalara göre, sürücülerin diğer sürücü davranışlarından nasıl etkilendiği gözlemlenebilmektedir. Trafikte şiddet yanlısı ve öfkeli sürücüler diğer sürücüleri etkilemeleri üzerine birçok araştırmalar yapılmıştır. Öfkeli sürücülerin trafikteki negatif davranışları ve sebepleri ve bunların diğer sürücüleri etkilemesini "Sürücü Davranış Analizi" diye adlandırabiliriz.
Öfkeli sürücü trafikte sinirlendiğinde önce açık bir şekilde el kol hareketleriyle diğer sürücüye bağırır ve sinirine hakim olamaz ise hakaret etmeye başlar. Eğer diğer sürücü cevap verir veya tartışmaya devam ederse kullandığı araçla diğer sürücüyü çok yakın takip edip sıkıştırarak onu rahatsız eder. Bu durum diğer sürücülerin olumsuzu örnek almasına kendilerinin de aynı öfke davranışını sergilemesine neden olabilmektedir.
Sürücüler trafikte temel olarak birbirleriyle yarış içerisinde olup, duruma kazanmak ve kaybetmek olarak baktıklarından, kullandıkları dil ağırlaşmakta, şerit değiştirmelerine izin vermeyerek provokasyona sebebiyet vermekte ve intikam duygusu ile birbirlerini tehdit etmektedirler. Sürücü süper egosu olarak adlandırabileceğimiz bu durum diğer sürücüler üzerinde olumsuz etki bırakmakta ve etkilenmeye neden olmaktadır.
Unutmayın!!! Eğer arabada yüksek sesle müzik dinliyorsanız, bir kez de olsun kırmızı ışıkta geçmekten trafik cezasına maruz kaldıysanız, hızlı araç kullanmaktan hoşlanıyorsanız sizde öfkeli sürücü sınıfına dâhilsiniz demektir.
Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere sürücüler için arabayı kullanmaktan öte yapılan bu davranışlara nasıl tepki vereceği daha önemli hale gelmektedir. Bütün bu yanlış davranışların her ne kadar kendi davranışı olarak kabul edilse de diğer sürücülerin etki altında kalarak bir zaman sonra aynı davranışları sergilemesinin çok uzak bir ihtimal olduğu unutulmamalıdır.
Sonuç olarak, "Sürücü Davranış Analizi" ile trafikteki öfkeli sürücülerin olumsuz davranışlarını belirlemek, bunu rutinde tespit ederek ve gerektiğinde rehabilitasyon desteği ile trafikteki şiddeti engellemek ve diğer sürücülerin olumsuz etkilenmelerinin önüne geçmek mümkün olabilir.
İnsan, sosyal bir varlık olarak çevresiyle daima iletişim ve etkileşim halindedir. İnsani değerler üzerinde yükselen bir hayatın devam etmesi insanın bireysel ve toplumsal ilişkiler kurmasından geçmektedir.
Kendi davranışları hatalı olduğu halde hatayı çevresinde aramak kişinin öz güveni ile ilgili bir durumdur. Yapılan araştırmalar öz güveni yüksek kişilerin hata yaptıklarını daha kolay kabul edebildiklerini, öz güveni düşük olan kişilerinse, kendilerinde eksik olan güveni telafi edebilmek adına çevrelerindeki kişilerde hatalar aradıkları ve başkalarının davranışlarına odaklandıklarını göstermektedir. Trafikte sergilediğimiz saldırganca öfkenin kendi öz güven eksikliğimizle ilgili olabileceği gerçeğini her zaman hatırlamak gerekmektedir. Ayrıca öfkesini kontrol edebilen kişilerin kendi kendine rahatlayabilen, sorunlarla baş etmeyi bilen ve problem çözme kabiliyetleri yüksek kişiler olduğu bilinmektedir. Ben merkezci yapıdaki kişiler her durumu kendi istek ve arzuları çerçevesinde değerlendirecekleri için başkalarının davranışlarını sağlıklı değerlendirme imkânından da yoksun kalacaklardır.
İnsanın en temel özelliklerinden biri, amaç belirlemek, bu amaç için araçlardan yararlanmak, belli yolları denemek, yeni yollar açmak ya da yeni yollar tasarlamaktır. Günlük hayat içerisinde ya da genel olarak yaşam çizgisinde bu özelliğimiz önemli bir yere sahiptir. Ama genel olarak insanların özel olarak gençlerin çoğu, bir amaç belirleme ve bu amaç doğrultusunda mücadele etme özelliğinden yoksun bıraklıyor. Yani gençlerin öz denetim becerisi yok ediliyor. Bu bir birey için çok önemli manevi bir yaradır.
İnsanın kendi iç dünyasının dışa yansımaları olarak aile kurması, iş bulması, meslek sahibi olması, eğitim ve öğretim görmesi gibi insanı doğrudan ilgilendiren hemen her şey insanın duygu, düşünce ve davranış olgunlukları ile ilgilidir. İnsanların kendi iç dünyalarında yaşadıkları duygu ve düşüncelerin, davranış boyutunda fikirden fiile dönüşmesi ilişkilerin temelini oluşturur. Bu temelde duygu ve düşüncelerin, tepki ve davranışların denetim altında tutulması ve iyi bir amaca yönelme eğilimi olarak ortaya çıkması insanın iradesinde olan bir şeydir. Bu noktada da öz denetim diye tabir edilen bir kavram ortaya çıkar. Aslında mekanik düzlemde otonom bir kontrol olan öz denetim, insanın duygu ve düşünce iradesi olarak davranışlarının yerli yerinde ve zamanında gerçekleşerek amaca hizmet etmesini kolaylaştırır. Bir insanın amacı, iyiye, doğruya, güzele olan ihtiyacıdır. Bu bakımdan adalet, merhamet, vicdan gibi duygu ve düşüncelerin öz denetim olarak kontrol altında tutulması bu ihtiyaçların bir amaç olarak gerçekleştirilmesini kolaylaştırır. Bu nedenlerle öz denetim, her insanın iç dünyasını kendi iradesinde kontrol edebilme, yönetme ve yönlendirme olarak dışa yansır.
İnsan davranışları öz denetim mekanizmasından geçtiği sürece anlamlı bir amaca hizmet eder. Öz denetimin kendisi de insan için bir ihtiyaçtır. Bu iradenin kaybolması bireysel ve toplumsal kargaşa ortamını hazırlar.
Düşündüğümüz, söylediğimiz veya yaptığımız şeyler;
Trafiğin nasıl işlediğinden haberi olmayan bir sürücü arabasına binip yola çıktığında, yolun sağından gideceğine solundan gidebilir. Aşırı hız sonucu trafik kazasına sebep olarak yanındaki ve kara yolunda seyreden diğer yolcuların hayatlarını tehlikeye atabilir. Buna engel olmak için trafiğe çıkmadan önce gerekli eğitimleri alarak trafik kurallarını öğrenip bu durumu davranış haline getirdikten sonra trafiğe çıkmalıdır.
İnsan, sosyal bir varlık olarak çevresiyle daima iletişim ve etkileşim halindedir. Bu durum insanın araç kullanması esnasında trafiğe yansımaktadır. Kişi trafikte araç kullanırken insan hayatının her şeyin üstünde olduğunun farkında olarak araç kullanmalı ve çevresindeki sürücülerin kendisini örnek alabileceğini unutmamalıdır. Trafikte seyir halindeyken öfke kontrolü yapabilmeli öz denetim mekanizmasını uygulayabilmelidir.